Semih Günal

Adli Tıp Teknikeri

İstanbul
semihg@hotmail.com
1419

Acil Serviste Adli Vaka Yönetimi

    Adli vaka: Bir kişinin fiziksel ya da ruhsal olarak hasta diyebileceğimiz bir duruma gelmesinde başka kişi veya kişilerin kasıt, ihmal, tedbirsizlik veya dikkatsizliğinin etken olmasıdır. Bu tanım eşliğinde karşılaşılan adli vakalar şunlardır:

1-Bir başkasının kasıtlı, tedbirsiz, dikkatsiz davranışı sonucu meydana gelen tüm yaralanmalar (Örneğin; Paspasın sıkılmadan zeminin silinmesi sonucu oradan geçen bir kişinin düşerek yaralanması, sedye korkuluğunun kaldırılmaması sonucu hastanın sedyeden düşmesi vb…)

2-Kişinin bir başkası tarafından Darp edilmesi (aile bireyleri dahil)

3-Kesici, kesici-delici, ezici alet yaralanmaları

4-Patlayıcı madde ve ateşli silah yaralanmaları (Molotof, av tüfeği vb..)

5-Trafik kazaları

6-Düşmeler

7-İş kazaları

8-Zehirlenmeler (gıda dahil)

9-İntoksikasyon şüphesi olan vakalar (kullanılan ilaçların doz aşımları dahil)

10- Yasa dışı madde kullanımı (Ekstazi, Bonzai, Eroin vb.)

11-Öz kıyım

12- Yanıklar

13-Elektrik ve yıldırım çarpmaları

14-Vücuda herhangi bir yolla yabancı madde girmesi (şişe, bardak, tığ, iğne vb..)

15-Her türlü şüpheli ölümler

16-İnsan hakları ihlali, işkence iddiaları

17-Gözaltı ve cezaevinde meydana gelen yaralanmalar

18-Hayvan ısırıkları, tırmalamaları, sokmaları (kedi, köpek, arı, ayı, yılan, akrep vb)

19-Mekanik asfiksi olguları (Suda boğulma, ası, elle veya iple boğma)

20-Alt ve üst soyun ihmal ve suistimali

    Adli vaka ile karşılaşan sağlık mensubu, Türk Ceza Kanunu Madde 280’e göre durumu en yakın yetkili makama bildirmek zorundadır. Bu maddeye göre; Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile çarptırılır. Sağlık mesleği mensubundan tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.

    Hekimin tüm adli olguları, gerekli tıbbi yardımı yaptıktan sonra adli makamlara veya emniyet görevlilerine haber verme zorunluluğu yanında, olgu ile ilgili adli rapor düzenleme görevi de vardır. Düzenlenecek bu rapor eylemi yapan kişinin yargılanmasında ana unsurdur ve rapor içeriğine göre adli makamlarca dava açılacaktır. Aynı zamanda bu rapora göre ceza yanında tazminatta öngörülecektir. Adli olguyu ilk gören ve müdahale eden hekim adli tıp uzmanı olmamasına rağmen yasalara göre adli hekimlik görevini de yürütüyor olması nedeniyle adli bir rapor düzenlemek ve bu raporu da kurallarına uygun olarak yazmak zorundadır. Hekim ve yardımcı personelin güvenlik önlemleri alınmış olmalı- dır. Muayene esnasında hastanın yanında onun rahat anamnez vermesini ya da muayenesini engelleyebilecek şekilde başka kişilerin (asker, polis, gardiyan vb.) bulunmaması gerekir. Muayene odasında genel güvenlik önlemlerinin alınmış olması gerekir. Bu durum özellikle gözaltı ve tutuklu durumundaki kişilerin ve cinsel saldırı mağdurlarının muayeneleri açısından son derece önem taşıyan bir husustur.

Acil Serviste Adli Olguya Yaklaşım:

    Hasta acil servise geldiği zaman öncelikle hasta stabilize edilmeli, ABC’ si değerlendirilmelidir. Hastanın vücudunda veya elbiselerinde yer alan kanıtların (delillerin) kaybolması önlenmelidir. Kanıt, “sanık ya da mağdurun suçun işlenmesi esnasında kullandığı, bıraktığı, uzaklaştırdığı, değiştirdiği ya da kontamine ettiği her şeydir”. Fiziksel kanıtlar, kurşun, giysi, saç, iplik, debris, tükrük, meni, ısırma izleridir. Fiziksel olmayan kanıtlar ise psiko-sosyal öykü alma sırasında, intihar girişimi, şiddet, suistimal, kendine zarar verme gibi travma eğiliminin değerlendirilmesidir. Hastanın elbiseleri çıkarı- lacaksa dikiş yerlerinden kesilerek çıkarılmalı, kurşun, delici-kesici alet izlerine zarar verilmemelidir. Toplanan deliller bir çanta veya poşete konularak adli makamlara teslim edilmelidir. Adli olgunun ilk müdahalesi yapıldıktan sonra yetkili makamlara haber verilmelidir. 2005 yılında çıkarılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 280’e göre, Adli vaka bildiriminin nöbetçi Cumhuriyet Savcılığına vakit geçirilmeden yapılması gerekmektedir. Ancak bu bildirim pratikte; hastane polisi veya güvenlik görevlisine bildirim, arkadan adli rapor yazma şeklinde yapılmaktadır. Yazılan raporda hastanın vücudundaki tüm yaralar, ayrıntılı olarak tanımlanmalıdır, lezyonun çapı, derinliği, uzunluğu, kesici/delici/ezici aletle oluştuğu, yaranın kuyruğu olup/olmadığı, ateşli silah yaralanması ise barut izi olup/olmadığı mutlaka belirtilmelidir. Mümkünse lezyonların fotoğrafı çekilmeli ve hastanın dosyasında saklanmalıdır.

    Acil serviste çalışanlar genellikle adli vakalarla karşılaşan ilk kişiler olduğu için genellikle adli rapor düzenlemekle yükümlü olurlar. Adli rapor yazılırken Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2005/143 sayılı “Adli Tabiplik Hizmetlerinin Yürütülmesinde Dikkat Edilecek Esaslar” adlı genelgesine göre rapor yazılmalıdır. Adli rapor düzenlenirken dikkat edilecek hususlar şunlardır:

1-Adlî raporlar, bütünüyle muayeneyi yapan tabibin tespit ettiği objektif bulgulara, konsültasyonlar ve tetkik sonuçlarının incelenmesi ile meslekî bilgileri ışığında yapacağı değerlendirmelere dayanmalıdır ve tarafsız olmalıdır

2-Adlî raporlar, kesinlikle resmi makamların istek yazısının altına yazılmamalı, ayrı bir rapor olarak düzenlenmelidir.

3-Raporlar el yazısı ile tanzim edilebileceği gibi, daktilo veya bilgisayar çıktısı şeklinde de olabilir. El yazısı kullanılmışsa okunaklı olmalıdır. Özellikle sonuç kısmında anlaşılır ve sade bir dil kullanılmalıdır. Kelimeler, özellikle tıbbî terimler, kısaltma yapılmadan tam olarak yazılmalıdır

4-Adlî rapor formları eksiksiz olarak doldurulmalı; olayın öyküsü, kişiye ait özgeçmiş ve fizik muayene bulguları, muayene tarihi ile saati ve varsa yapılan konsültasyon değerlendirmeleri açıkça belirtilmelidir. Raporda, saptanan bulgulara, varsa travmatik lezyonlara ve yapılmışsa tetkik sonuçlarına ayrıntılı olarak yer verilmelidir. Adlî değerlendirmede “yaşamsal tehlike” kararı verildi ise, karara dayanak teşkil eden bulgular raporun sonuç kısmında mutlaka belirtilmelidir. Adlî makamlar tarafından sorulan sorular muhakkak cevaplanmalıdır. Sorulmamış olmakla birlikte adlî soruşturmanın boyutunu etkileyebilecek durumlar da rapora yazılmalıdır.

5-Muayenesi yapılan kişinin alkollü olup olmadığı dikkate alınmalı; tabipçe gerekli görülmesi, adlî makamın veya kolluğun talebi halinde kişinin alkollü olup olmadığı usulünce tespit edilerek sonucuna raporda yer verilmelidir.

6-Raporun ilk sayfasında sağlık kuruluşunun ismi; raporun her sayfasında muayene edilen kişinin adı, soyadı ve raporu düzenleyen tabibin parafı veya imzası; raporun sonunda okunaklı olarak raporu düzenleyen tabibin adı, soyadı, diploma numarası ve imzası ile kurumun adı ve okunaklı olarak kurum mührü bulunmalıdır.

7-Adlî kanıt niteliği taşıyan tetkik sonuçları ve grafilerin aslı, muayene edilen kişinin kendisine verilmemeli ve ilgili mevzuatta belirtilen süreyle arşivde saklanmalıdır. Bu materyallerin, özellikle grafilerin üzerinde muayene edilenin adı, soyadı ve kayıt numarası silinmeyecek ve değiştirilmeyecek şekilde yer almalıdır. Adlî vakanın bir başka sağlık kuruluşuna sevk edilmesi durumunda veya tetkik sonuçları ile tıbbî belgelerin düzenlenen adlî raporun ekinde yer alması gerektiğinde, bu belgeler asıl belge niteliğinde değilse, örnekler “aslı gibidir” ibaresi konularak onaylanmalıdır. Muayene edilen kişinin, tetkik sonuçlarının veya çekilen grafilerin kendisine verilmesini talep etmesi halinde, asıl belgeler ve grafiler sağlık kuruluşunda korunmak kaydıyla, kişiye bu tetkik sonucu veya mümkünse grafilerin bir örneği verilmelidir.

8-Adlî vaka bir başka sağlık kuruluşundan sevk edilerek gelmişse, gönderen kuruluşça düzenlenen geçici rapor incelenmeli; ancak, sevk edilen kurumca yapılan işlemler ve değerlendirmeler geçici rapor üzerinde değil ayrı bir rapor olarak tanzim edilmelidir.

9-Tespit edilen bulgular ışığında mümkünse kesin rapor düzenlenmesi yoluna gidilmelidir. Ancak, mevcut muayene ve laboratuvar bulguları kişi hakkında kesin rapor düzenlemek için yeterli değilse, ayrıntılı geçici rapor/durumu bildirir rapor düzenlenerek muayenesi ve kesin rapor düzenlenmesi için hastanın bir üst sağlık kuruluşuna sevki yapılmalıdır. Vakanın sevk edilmesi durumunda, düzenlenen geçici raporun bir nüshasının sağlık kuruluşunda saklanması ihmal edilmemelidir.

10-Düzenlenen raporlar adlî rapor kayıt defterine, raporun sonuç kısmındaki değerlendirmeler yer alacak şekilde kaydedilmelidir.

11- Rapor sonunda raporu düzenleyen tabibin adı, soyadı, imzası ve kurum mührünün bulunmasına ve mutlaka okunaklı olmasına dikkat edilmelidir

Adli Rapor Tanzimi

    Adli raporlar otokopili 4 nüsha halinde düzenlenmelidir. 1 nüshası hastanın dosyasında saklanmalıdır. Düzenlenen raraporda hastanın kimlik bilgileri yer almalı, olayın nasıl olduğu belirtilmeli, oluşan lezyonlar ayrıntılı olarak yer almalı, fizik muayene bulgularına yer verilmeli, istenen radyolojik ve laboratuar tetkiklerinin ve konsültasyonların sonuçlarına yer verilmelidir. Raporun sonuç bölümünde; oluşan lezyonların basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralanma veya basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanma olduğu, vücutta kemik kırılmasına neden olan yaralamanın hayati fonksiyonlara etkisinin hafif/orta/ağır derecede olduğu, hastanın yaşamsal tehlike geçirip/geçirmediği, yüzde sabit iz, organlardan veya duyulardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması olup/olmadığı mutlaka belirtilmelidir. Mümkün olduğunca kati rapor verilmelidir. Yaşamsal tehlikeye karar verilirken genelgede belirtilen yaralanma kriterlerinin varlığına göre karar verilmeli, kanaate göre karar verilmemelidir.

    Unutulmamalıdır ki “Kanunu bilmemek mazaret sayılmaz” bu yüzden düzenlenecek raporlarda kanıtsız ifadelere yer verilmemelidir. Yaşamsal tehlikeye neden olmayacak bir yaralanmada “yaşamsal tehlike geçirmiştir” şeklinde hüküm vermek ileride hürriyeti tahdit suçu işlenmesi nedeniyle hakkımızda dava açılmasına neden olabilir.


Kaynaklar

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)

2. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2005/143 sayılı “Adli Tabiplik Hizmetlerinin Yürütülmesinde Dikkat Edilecek Esaslar” adlı genelgesi

3. 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

4. Yasemin BALCI, Mesut ERYÜRÜK. Adli Raporların Hazırlanmasında Temel Kurallar, Kavramlar; Hukuki ve Tıbbi Açıdan Hekim Sorumluluğu. Klinik Geli- şim 2009;22:48-55.

5. Kayipmaz AE, C Kavalci, B Gülalp, UG Kocalar, TA Giray, H Yeşilağaç, B Akbuga Ozel, E Çelikel, O Karagün. Investigation on Legal Problems Encountered by Emergency Medicine Physicians in Turkey. Plosone, 2015;10(5):e0127206. Doi:10.1371/journal.pone.0127206